İçeriğe geç
01 Kasım 2026, Pazar
Dolar 49,9589 ▲Euro 55,8121 ▼Sterlin 67,0067 ▲Gram Altın 6.222,90 ▼Çeyrek Altın 10.274,06 ▼Cumhuriyet Altını 42.398,00 ▼
Son Dakika
Ekonomi

Türkiye’deki Kamu Mali Denetim Sisteminin Etkinliği ve Yaşanan Yapısal Sorunlar

Türkiye'de kamu mali denetim görev ve yetkisi Vergi Denetim Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Mali Suçları Araştır...

Yiğit Koloğlu · 01 Kasım 2026 · Haber Saati: 05:55 · 5 dk okuma
Türkiye'deki Kamu Mali Denetim Sisteminin Etkinliği ve Yaşanan Yapısal Sorunlar
Paylaş:
Kariyer Anadolu'ni Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

Türkiye’de kamu mali denetim görev ve yetkisi Vergi Denetim Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Kamu Gözetim ve Denetim Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu ve Sayıştay ile her bakanlığın, kamu bankasının ve kamu işletmesinin teftiş kurullarına verilmiştir. Geniş kadrolara ve gelişmiş teknik izleme altyapısına sahip bu yapılara rağmen son dönemde yaşanan fon soygunu, kamu mali denetiminde ciddi bir etkinlik sorunu bulunduğunu göstermiştir.

Yürütülen denetim ve gözetim faaliyetleri, kriz patlak verdikten sonra devreye giren yapısı nedeniyle önleyici olmaktan uzak ve ciddi bir etkinlik açığı taşımaktadır. Portföy yönetim şirketleri krizi ve bankacılık eksenli kayıt dışı fon örnekleri, denetim yapısının zamanlama bakımından eksikliklerini ortaya koymuştur. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan eski bir bakan, fon skandalında 6 kurumun ihmali olduğunu ifade etmiştir. Bu örnekler, denetim birimlerinin riskleri büyümeden engelleyen erken uyarı süreçleri yerine çoğunlukla şikayet, ihbar veya kamuoyuna sızan bilgiler sonrasında işlem başlattığını göstermektedir.

Kamu mali denetiminin etkinliğini azaltan nedenlerin başında kurumsal özerkliğin zayıflatılması gelmektedir. Atamalar, idari yapılandırmalar ve yönetim biçimleri tamamen özerk olmadığı için denetim birimleri hızlı gelişen yolsuzluklara zamanında müdahale edememektedir. Fon skandalında işin içine siyasetçiler ve bürokratlar girince müdahale olanağı daralmıştır. İktidar partisinin eski bir milletvekili, içimizdeki açgözlülerin partiyi ve devleti zehirlediğini belirtmiştir. Skandalın başındaki şirket yöneticileri tutuklanmış, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı görevden ayrılmış, eski SPK Başkanı atandığı yeni görevden alınarak hakkında soruşturma izni verilmiş, dört ay önce atanan SPK Başkanı ise sağlık sorunları nedeniyle istifa etmesinin ardından görevden alınmış ve bir daire başkanı tutuklanmıştır.

Soruşturmalar kapsamında eski Merkez Bankası başkan yardımcılığı yapan bir kişi, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü ile yardımcısı, eski milletvekili ve eski Başbakan danışmanı tutuklanmıştır. Ayrıca eski bir bakan ve iktidar partisi genel başkan yardımcısının hesaplarının fon skandalını yürüten şirket tarafından yönetildiği öne sürülmüştür. DEVA Partisi Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, AK Parti ve Külliye bağlantılı kurumların bu dolandırıcılığa bulaştığını ifade etmiştir.

Denetim etkinliğini düşüren bir diğer faktör ise köklü kurumsal mali denetim birimlerinin kapatılmasıdır. Maliye Bakanlığı’nda doğrudan bakana bağlı olarak çalışan, ekonomik ve politik güç odaklarının etkisinden korunan Maliye Teftiş Kurulu (1879) ile Kanun’la kurulan Hesap Uzmanları Kurulu (1945), 2011 yılında kanun hükmünde kararnameyle kapatılmıştır. Bu kurulların kapatılmasıyla kurumsal hafıza ve üst düzey denetim kültürü ortadan kalkmıştır. Eski kurullar raporlarını kıdem esasına dayalı süzgeçlerden geçirerek bağımsız bir korumada düzenlerken; yeni denetim modelinde denetim doğrudan idari hiyerarşiye bağlanmıştır. Kıdemli Maliye Müfettişleri ve Hesap Uzmanları bu yapılandırmanın hemen ardından görevden ayrılmıştır. Ayrıca MASAK’ın 1996 yılındaki kuruluşundan itibaren operasyonel omurgasını oluşturan Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları ve Gelirler Kontrolörlerinin 2011’de ortadan kalkması, Sermaye Piyasası Kurulu gibi kurumların yanı sıra MASAK’ı da etkili inceleme ve arşiv gücünden yoksun bırakmıştır.

Sistemsel sorunlar arasında denetim görevlilerinin denetim alanlarına yönetici olarak atanması da yer almaktadır. Denetim görevlilerinden bazıları denetim altındaki birimlerde yönetim görevini birlikte yürütmüş, bu durum bir kişinin kendi kararlarını denetlemesi çelişkisini doğurmuştur. Öte yandan Eylül 2026’da patlak veren ve SPK’nın 131 yatırım fonunu tasfiyeye almasıyla sonuçlanan süreçte işletilen idari ve adli yaptırımların caydırıcılığı tartışmalıdır. SPK 26 Ekim 2026 kararıyla şirketlerin faaliyetlerini durdurup fonları tasfiye sürecine sokmuş, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesi kapsamında piyasa dolandırıcılığı suçlamasıyla cezai işlemler ve tutuklamalar yapılmıştır. Ancak yatırımcı parasını kaybettikten sonra başlatılan hacizler ve uzun süren yargı süreçleri dolandırıcılar için caydırıcı olmaktan uzaktır.

Kaynak: Birgün · Etiketler: , , , ,

Kariyer Anadolu'ni Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.
Yiğit Koloğlu
Muhabir Yiğit Koloğlu

İlginizi Çekebilir